Kahramının kendi ağzından Fenasi KERİM olayı.Yeni neslin bunu bilmediğini görüp kendime görev bildim ve 10 yıllık news arşivimden anet haber gurubuna attığı iletiyi buldum.Gülme garantili
Time dergisinin 1998 yilinin hemen başinda duzenledigi, hayatimin gidişatini cok acaip bir şekilde degiştirmiş meşhur anket.1998 yilinin şubat ayi. o siralar ben bir medya kuruluşunun ankara merkezinde sistem & network sorumlusu olarak part time calişiyorum. fakat sorumlu oldugum sadece iki şey var, biri ankara merkez ile istanbul merkez arasindaki x25 baglanti -ki tum haber aliş verişi bu hat uzerinden saglaniyor- digeri caliştigim ankara merkezdeki novell network. bu ikisi takir takir caliştigi surece benim yapabilecegim bir şey yok, mutemadiyen yatiyorum, ki yaklaşik 10 ay bu şekilde yatmişim. yapacak hic bir iş yok. internet'e sabit bir hat da bulunmadigindan kendi cabalarimla elde ettigim dialup hesaba baglaniyorum. fakat o zamanlar dialup pahali bir şey oldugu icin pek fazla bagli kalamiyorum, gunumuzun 146'si gibi. o yuzden, gunlerim cay/kahve sigara tuketmekle, tv izlemekle, kameramanlarla kameralar, seslendirme sanatcilariyla (haberlerin metinlerini okuyan, seslendiren kimseler) meslekleri hakkinda muhabbet etmekle geciyor. sikintidan patliyorum, yine de sanilmasin ki orada guzel gunlerim olmadi. ornegin bir defasinda, seslendirmenlerin ofiste bulunmadigi bir sira acilen işlenmesi gereken bir haber gelmiş, rica uzerine sesimi vermekle başlayan seslendirmen hayatim, haberin yayinlanmasindan sonra haber mudurunun "bu kutuk sesi her kim cikardiysa bir daha cikarmasin" yorumuyla sona ermişti. uzatmayayim. iş hayatim bayik geciyor, derken bir gun, işbu entry'ye sebep olan anketi duyuyorum. anket, ceşitli kategorilerde en cok oy alan isimleri listemekle alakali. isimler ise onceden belirlenmiş degil, direk uydurma bir isme de oy vermek mumkun. anketin turkler arasindaki amaci ise kendi adayımıza oy vermek, oy verdirmek, birinci yapmak. sistem yonetimine ilgili oldugum kadar programlamaya da ilgiliyim ve bu anketi can sikintimi gidermek ve programlama pratigi icin bir firsat olarak goruyorum. yapmak istedigim ise basit, bir program yazmak ve programin otomatik, cekirdek gibi oy atmasini saglamak. bu iş icin o donem pek hakim olmadigim bir dili seciyorum.programi yazmayi bitirdikten sonra oy verilecek kişi olarak ataturk ismini seciyorum ve programi caliştiriyorum. program calişiyor, ataturk'un oylari durmadan artiyor. şirkettekiler ise durumdan memnun, afferin diyorlar, cay kahve ismarliyorlar, sigara tutuyorlar. fakat ben programin dogru durust caliştigindan, gercekten oy atip atmadigindan emin degilim. benden başka oy atan (browser'dan elle, tek tek) insanlar da var. o yuzden oy verilecek kişinin ismini degiştirmeye karar veriyorum ve bunun icin cok dangalak bir zaman ve cok dingil bir isim seciyorum: cuma akşam mesai sonu ve kendi ismim. haftasonu eskişehir'e ailemi ziyarete gidiyorum. aklimda ne anket var, ne program ne de başka bir şey, sadece ailemin yanindayim, guzel yemekler yiyorum, iciyorum, kisacasi aile saadeti yaşiyorum. bir sonraki sahnede ise şu var: bir otobus, akşama dogru bir vakit, orta koridorda oturan bir teo, bir kac koltuk onunde capraz koridorda hurriyet okuyan biri, gazetenin arka sayfasi, sag ustte yeri garanti manken ve hemen solunda ismim, manşetten. siradan biri olarak kendi ismimi ulkenin en buyuk gazetelerinden birinde, hem de arka sayfasini kaplayacak bir haberde gormeye alişik degilim, şaşiriyorum. fakat bir diger yandan da kendi kendime şunu diyorum, "cok jenerik bir ismim var, kesin başka bir dangalakla ilgilidir." keşke oyle olsaydi sevgili okuyucu. gazete sahibi okumasini bitirdiginde hemen gidip gazeteyi istiyorum, koltuguma donup okuyorum, malesef haber benimle ve bu anketle ilgili cikiyor. (yanilmiyorsam şu soru vardi) kim bu murat arslan? tum iş adamlari birbirlerine bu soruyu soruyorlarmiş, kimse kim oldugunu bilmiyormuş, almanya'da iş hayatina devam eden biri oldugu duşunuluyormuş. ertesi gun, okula degil direk işe gidiyorum. yaptigimi telafi etmem lazim, tabi ki başka bir ismi listeye sokarak ve daha az oy alanlara oy atarak, kendi ismimi cikartmanin tek yolu bu. kisa bir surede bu işten yirtabilirim. fakat malesef oyle olmuyor, cunku dalginlikta sinir tanimamiş bir insan olarak, cuma akşami kendi ismimi programda tanimladiktan hemen sonra, "şu programi bana gonder ben de kendi makinamda caliştirayim, daha cok oy gitsin" diyen arkadaşima programi gonderiyorum. oyle ki, programin kaynak kodunu degil, caliştirilabilir, binary halini gonderiyorum. yetmiyor, kendi ismimi tanimladiktan sonra derledigim halini gonderiyorum. burada onemli bir parantez acip binary nedir bunu kisaca aciklamak gerekiyor. bilgisayarlarimizdaki her dosya, ya text'tir, ya binary'dir. text dosyayi acip icine bakabilirsiniz, cunku icerisinde sadece text bulunur. binary ise, kabaca caliştirilabilir dosyadir, programdir, ya da data dosyasidir. ornegin bir jpg dosya binary'dir, photoshop'la actiginizda resmi gorursunuz ama notepad ile ayni dosyayi actiginizda abuk subuk karakterler. notepad.exe de ornegin bir binary'dir, caliştirilabilir, ama icine baktiginizda anlaşilmaz karakterler gorursunuz. benim arkadaşima gonderdigim dosya ise binary. icini acip bakamayacagi, icerigini -normal şartlarda- degiştiremeyecegi, sadece caliştirabilecegi bir dosya. ama bu cok yakin arkadaşim ne yapiyor, bu işlerden cok iyi anlayan biri olarak, gonderdigim programin icerigini kendi istedigi birine oy gonderebilmek icin degiştiriyor. bir hex editor yardimiyla, kabak gibi gorulenmurat arslan ismini başka bir şeyle degiştiriyor, isim, soyisim ve aradaki boşlukla beraber 12 karakter olan bir başka isimle, fenasi kerim'le. listede ataturk de dahil 9 lider, bir de ben variz. kendimi listeden bir an once cikarmak niyetindeyim, oncelikli amacim bu. fakat bir sonraki gun, ben tamam bu iş oldu derken benim hic beklemedigim, ibne arkadaşiminsa bekledigi bir şey oluyor. fenasi bey de listeye giriyor. artik listede 8 lider, bir ben bir de fenasi beyle beraberiz. işler iyice boka sarmiş durumda. ben fenasi'nin nasil olup da listeye girdigine anlam veremiyorum. cok gecmeden ne yaptiginin pek farkinda olmayan dingildek arkadaşimin itirafiyla gercegi ogreniyorum. kisa bi tartişmanin ardindan, artik ikimizin de ortak bir amaci var, hem beni hem fenasi'yi listeden cikartmak, tabi yeni isimlere oy gondererek. bu işi, yaptigini temizlemesi icin arkadaşimin uzerine yikiyorum. fantastik isimlere bir suru oy gondererek bir kac gun icinde ismimi temizledi sagolsun. fakat o bir kac gunluk sure icinde neler oldu?
- bir yorumcu kanalin ana haber kuşagi sonrasi ciktigi yorum koşesinde şahsima x sifatini uygun gordu.
- şirketten istifam istendi, ettim. (2 hafta sonra başka bir yerde 3 kati maaşla işe girdim)
- bir ana haber'de konuyla ilgili bir haber yayinlandi, sadece istanbul'da 79 adet murat arslan oldugu ogrenildi.
- bir başka ana haber'in murat arslan'in kim oldugunu ogrenecegi ve kamuoyuna aciklayacagi aciklamasi uzerine apartmana girerken maksimum dikkat gosterildi. eve 15km uzagindan dolanarak okula gidilmeye calişildi.
- bir dergi olayi kapak yapti. gencligin duştugu durumu, artik turk gencliginin her şeyi taşak malzemesi yaptigi irdelendi.
kisa bir sure sonra olay unutuldu, medya her zamanki şeylere odaklanmaya kaldigi yerden devam etti, ben de hayatima. gunumuzde ise bu olay, turk'lerin her gaza geldigi anket, fenasi ve time isimleri akla geldiginde hatirlanir. bunun dişinda, o donemde şahsimi iş degiştirmeye zorlamiş ve bugunlere gelmeme katkisi olmuştur.
çok yaşa time 100 emi